Barış Akarsu vefat etti :(:(




Barış Akarsu hayatını kaybetti


MUĞLA (İHA) – Geçirdiği trafik kazası sonrasında Özel Bodrum Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Barış Akarsu’nun, saat 23.10 sıralarında hayatını kaybettiği öğrenildi.


Akarsu’nun tedavi gördüğü Özel Bodrum Hastanesi doktorlarından Abdullah Servet, Barış Akarsu’nun hayatını kaybettiğini açıkladı.

Barış Akarsu’nun 06.07.2007 de memleketi Amasra da toprağa verileceği bildirildi.


kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 2 Yorum »

seyduna şahrud

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Hadi git

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.
Yazının devamını oku »

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

…ne olur gelme…

İçimi acıtanda sensin ,beni mutlu edende sensin nasıl bir şeysin hala anlamadım neden böyle olur insan sewince! Yada sewdiğinin sesine ,bakışına ,dokunuşuna hasret kalınca sewmek işte adı üstünden sana zarar verecek bir şey olsa neden seni sewiyorum diyeyim ki. Her zaman seni bekleyen biri olur ama sen bunun farkında bile olmazsın. Belkide zamanında neden karşılık vermedim diye üzüleceksin ama ozaman geriye dönüşü olmıcak. Sen sewgi paylaşmak derdin karagözlüm ama paylaşamayan sen oldun bu sewgi sana fazla geldi. Başaramadın bu küçük yüreğe dar geldin sen. Ben seni dünyaya yeni gelmiş bir bebek masumiyetiyle sewdim ama sen hep kaçtın ben ise hiç yorulmadan hep koştum…… koştum…… belki sana yetişebilirim seni kazanabilirm diye! Ama artık yok yoruldum yollar engelledi benim sana gelmemi kavuşmamı istemediler. Seni görebilmek için yapmadığım hiç bir şey kalmamıştı ama hiçbir şeyden pişman değilim seni sewdiğime çünkü seni sewmek isteyen benim kalbimdi ve buna sen bile karşı koyamadın. Bu sewgi büyüdü her geçen gün dahada büyüyor.Ama kimse karışmaz kime ne benim sana olan sewgimden sende karışma bu kalp benim ve sewgi benim sanane ben böylede mutluyum. Seni sen yanımda olmadanda sewiyorum çünkü senin hiçbir şeye hakkın yok bu sewgide hep ben hep ben istedim seninle olmak artık gelsende fayda etmez çünkü! Bu kalp başka bir bende de buldu senin ona çok gördüğün sewgiyi ve şimdi çok mutlu ama sen hala o kalbin en ıssız köşesinde külleriyle birlikte yandı ve bitti….benim en büyük aşkımdın sen…. ama artık sakın gelme zamanında gelmedin ya şimdi gelsende çaresi yok…ne olur gelme ..seni benim kadar sewen bir kalp olamaz..

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 4 Yorum »

Barış Akarsu, doğum gününde Bodrum’da kaza yaptı

Doğum gününde Bodrumda kaza yaptı Kendisi için düzenlenen partiye giderken kamyonun altına giren Akarsu beyin kanaması geçirdi. Araçta bulunan Zeynep Koçak ve Nalan Kahraman öldü Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde, şarkıcı Barış Akarsu, arkadaşları tarafından kendi adına düzenlenen doğum günü partisine giderken, trafik kazası geçirdi. Otomobilde bulunan arkadaşları 24 yaşındaki Zeynep Koçak ve 37 yaşındaki Nalan Kahraman, kaza sonucu hayatını kaybederken şarkıcı Akarsu ağır yaralandı. Özel Bodrum Hastanesi’ne kaldırılan Akarsu, beyin ameliyatına alındı.

Kaza, dün akşam saat 22.00 sıralarında, Bodrum’un Göltürkbükü beldesinde meydana geldi. Arkadaşları, Zeynep Koçak ve Nalan Kahraman ile eğlenen Barış Akarsu, ardından kullandığı 48 UK 556 plakalı özel otomobiliyle, beş yıldızlı Kervansaray Otel’de, kendi adına düzenlenen bir doğum günü partisine katılmak üzere yola çıktı.

Aniden yola çıktı

Torba kavşağına geldiğinde, aniden anayola çıkan Akarsu, İzmir’den Bodrum yönüne giden Halil İbrahim Çetin’in kullandığı 34 AT 9921 plakalı meşrubat dolu kamyonun altına girdi.
Yaklaşık 30 metre sürüklenen otomobil, hurda yığınına döndü. Zeynep Koçak, kaldırıldığı hastanede, Nalan Kahraman ise olay yerinde öldü.
Akarsu’nun ise beyin kanaması geçirdiği ve hemen ameliyata alındığı belirtildi. Son aylarda ‘Yalancı Yarim’ tv dizisiyle popülerliğini arttıran ve arkadaşları tarafından doğum günü partisine giderken kaza yapan şarkıcı Akarsu’nun, arkadaşları sinir krizi geçirdi.

SAĞLIK DURUMUNUN CİDDİYETİNİ KORUDUĞU BİLDİRİLDİ

Muğla’nın Bodrum ilçesinde geçirdiği trafik kazasında yaralanan sanatçı Barış Akarsu’nun sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu bildirildi.
Sanatçının tedavi gördüğü özel Bodrum Hastanesinde görevli Op. Dr. Abdullah Servet, gazetecilere yaptığı açıklamada, Akarsu’nun solunum cihazına bağlı olarak yoğun bakımda tutulduğunu kaydetti.
Akarsu’nun kafatasında çok sayıda kırık olduğunu anlatan Dr. Servet, şöyle dedi:
“Hastamızın en yüksek derecede hayati tehlikesi var. Beyin cerrahisinde kafa yaralanmalarının en ağırı. Hasta tam komada geldi. Aynı zamanda kalp ve solunum yoktu. Burada tedaviyle yeniden hayata döndürüldü. Solunum makinesine bağlandı ve kafa tomografisi çekildi. Kafasında ve yüzünde çok sayıda kırık var. Beyin kanaması yok. Yaygın beyin ödemi, beyin eziklikleri var. Bu, ameliyatla tedavi edilecek bir durum değil. Yoğun bakımda tedavisi devam edecek. Anti ödem tedavisi sürüyor. Bu tedavinin sonunda kesin bir şekilde konuşacağız.” Akarsu’yu “geri döndürünceye kadar yoğun bakımda tutacaklarını” anlatan Dr. Servet, “Beyin, uzunca süre oksijensiz kalmış. Bu travmada beynin uzun süre oksijensiz kalması, ödem oluşmasında ek bir faktör. Felç durumu ile ilgili kısmi bilinç döndükten sonra kesin konuşabiliriz. Beyindeki yaralanma belli bir bölgede olursa, bu yaralanma, bunu oluşturur diyebiliriz. Ancak yaralanma yaygın olduğu için hangi bölgelerde ne gibi etki bırakacağını şu anda söylemek mümkün değil” dedi. (MİLLİYET)

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 3 Yorum »

Çok Uzun Bir Hikaye Cevap&fieber&Hayki&Garez

 

Çok güzel bir şarkı sizlerle de paylaşmak istedim. 

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

^^bekleme artık^^

Bekleme benden zamanın geri dönüş saçmalığını. Sen giderken zaten götürdün içimdeki masum çığlığını. Şimdi gözlerimde arıyorsun senliğini. Yanlış zamanda geldin ve üzdün aşkı bile haksızca.

Seni sevmiştim sadece…
Bir tek seni istemiştim.
Hayat denen kısa oyunda…

şimdi bahar yok, güller solgun ve yitirilmiş bir çiçek ordusu var karşımda açmayı unutmuş…
Bekleme benden meselli geceleri. Savrulduğumuz rüzgarların mehtap hatıralarını. Çamlar altındaki hayal kahve yudumlarını. Biz bu günahın içinde saplandık ayrılık çamuruna. Bekleme benden geçen zamanı. Sahte gönül oyununla kandıramazsın artık bu mecalsiz bedeni…
Kaçıp giden zamanda; aşkımız iz bırakmadı. Savrulduk hiç hatırlanmadık. Bir uçurumdan yuvarlandık bu sitemkar boşluğa. Düştük, doğrulamadık. Biz bu aşkı hiç mi hiç hakketmedik…
Geceler boyunca ismini sayıkladığım rüyalar; sır gibi saklı kalsın yüreğimde. Deşme yaralarımı, yok etme hatıralarımızı. Bir sebepsiz fırtınaydı esti geçti diyelim. Gündüzler seninle olsun; geceler bende kalsın…

Senelerce savaşarak sevdim seni.
Çılgınca daldım her zorluğun dibine.
Kırıldıkça, ağladım gözlerimden,
Sadece sendin aşktan dileğim…
artık bekleme benden ömrümün dipsiz çukurunu…kalmadı bende senden.

Neyin kısaltması bu bizdeki? Şarkılar elveda gibi, hüzün kokuyor. Anlamadın gülüm aşkımızı. Yitip giden zamana bıraktın yaşanmışlığı; bu sefer tutturamadın, yanıldın gittin ve bittin bende…
Elveda mutluluk güneşim; kederli günlerin başlangıcı yarınlarımda varolacak. Gençliğim gibi sürüklendi anılar, geçmişte kaldı o mutluluk oyunu. Bir mezarlık bekçisinin kalbinde saklı kaldı o tatlı duygular. Hasret gibi gülücükler var oldu yaşam denen bilmecede. Beni benden bekleme artık olamam eski adam. Savrulduk rüzgarlarda, kimse tutmadı elimizden biz kaybettik … hoşça kal sevdiğim.

Yitip giden zamana ayak uyduramadık.
Acıları yeşertip içimizde büyüttük.
Gökyüzünden bir yıldız daha söndü…
Sen gittin ve bende bittim; dönüşü olmayan yolların haritasını da yitirdim…

Bekleme benden gözyaşı; kalmadı kuruttun aşkın kuyularını. Bir çöl deryasında kaldı susuz göz pınarlarım. Yağmurlar ıslatırken bedenimi sanma gözlerim yaşlı her şey sahte bu yalnızlıkta. Ölümle yüzleşmiş ve korkusu yaşamak olan bir nedensiz adamım çırpındıkça batan.
Acı çekiyor bedenim; ayrılık ne ölümmüş nede yaşamak. Gün batımı hüzünlerine şikayetim var. Zamansız bir yolculuk üzerine karamsarlık ekiyorum biçtikçe hayat beni kimsesiz büyüyorum. Durmadan düşüyorum. Çıkmıyorsun aklımdan ama olamıyorum artık eskisi gibi. Ruhum sanki kiralık bir parça bende. Kendin gibi sevmediğin için sen olamıyorum. Kurtulamıyorum bu ızdıraptan; ben ölmüşüm mezarımı bulamıyorum…
Masum bir kıpırtı gibi kaldın gözlerimde.
Hüzün doldu yüreğime, aklımda yine sen.
Kabuslarla uyanmaya bıraktın bu yelkensiz bedenimi,
Seni unutmak için unuttum kendimi yinede yokluğuna alışamadım… artık sevgi bekleme benden!…

Gözlerinden ayrılık geçti; diyemedin belki elveda ama hissetim yüzündeki sevgisiz anlamı. Bilemedin sen sensizliğin ölüm olduğunu benim için. Giderken kendini götürseydin belki bu kadar aldanmazdım. Onca yaşanmış mutlu günlerimiz götürdün bavulunda, geri kalan yaşanmamış acıları ömrünün kadehine boşalttın. Bir buruk duygu içerisinde kaldım tek başıma ve sen şimdi dönüp her şeye yeniden başlamak istiyorsun. Hiç mi düşünmüyorsun ‘sensizlik ölümdü benim için’ kelepçe vurulmuş bir kalp üzerine geri dönülmez artık…kelepçe vurulmuş bir kalp için yaşanılmaz artık…hoşça kal sevgilim.

Gülünmüyor değil mi?.. Sevilmiyor değil mi?.. Şimdi yıkılıp” keşkelerle” yaşayacaksın/ Ölmeyeceksin!..

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

…biliyormusun…

Bir gün bir şiir yazacağım sana,
Kimse bilmeyecek senin için yazdığımı
Okuyacaklar ve merak edecekler seni,
Ama söylemeyeceğim kim olduğunu
Sen bile,
Senin için kağıda dökülen son harfler olduğunu bilmeyeceksin.
Kimse bilmeyecek yazarken gözlerimin dolduğunu
Görmeyecek kimse bir damla yaş düştü, düşeceğini
O yaştan bir kalp yapacağım
İçine adını yazacağım ama,
Adını kimseye söylemeyeceğim
Sadece özlüyorum diyeceğim
Anlarlarsa,
Mesela gözlerinin çok güzel olduğunu söylemeyeceğim
Niye bilsinler ki, ne gereği var
Gülüşünün yüreğimi yaktığını,
Soracaklar seni bana nasıl gülerdi diye
Eh diyeceğim öyle işte
Bilmesinler çok güzel olduğunu
Hele beni unuttuğunu hiç söylemeyeceğim.
Beni hala çok sevdiğini bilsinler
Yalan ama, napalım yalan söyleyeceğim
Bunu kendime bile söylemeyeceğim
Çünkü, gözlerim doluyor
Bir damla yai düiüyor yüreğime
Canımı acıtıyor, anlıyor musun?
Bilmesinler sevdiğimin bir sevdiği olduğunu
Bunu hiç söyleyemem.
Nasıl söylerim? “Gitti ellerin oldu” diye
Bilmeyecekler ya,
Soracaklar seni bana şimdi nasıl diye
“Yeni görüştük çok iyiymiş” diyeceğim
Yalan söyleyeceğim ama,
Bilmesinler beni aramadığını
Kimse bilmesin şehrimin yıkıldığını
Kimse bilmesin karanlık sokaklarda yalnızlığımı
Kimse bilmesin seni ve yaşadıklarımı…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

Ölüm İle Hayat Arasına Çizebildiğim Tek Mutluluğumdun

 

Ölüm İle Hayat Arasına Çizebildiğim Tek Mutluluğumdun


Hiçbir kelime senin adın kadar yer tutmadı dudaklarımda.. Hiçbir kadın senin kadar yakışmadı alın yazgıma..Ama başaramadık bu sevdayı yaşatmayı.. Başaramadık işte..”
Biz seninle hiçbir zaman aynı cümlenin içinde bile anılmadık.. Ne ben acılarını sırtlamış cümlenin yüklemi olabildim ne de sen mutluluklarımın gizli öznesi olabildin..Biz sadece hasrete prangalı iki yürek olduk….Biz ayak uçlarındaki karlara aldırmadan güneşli sabahlara doğmayı özenen iki deli gelinciktik..Zamansız açtık baharlara.. Zamansız uyandık kış uykularından.. Birbirimizin yüzünde gördüğümüz gülüşleri bahar sandık..Oysa biz kökleri toprakta kalacak bir gelinciğin bir kış sabahı güneşe gülümsemesi kadar imkansızdık…Hayat yolculuğunda sırt sırta verdik zannederken sırtlarımızın arasına örülü hasret duvarlarını göremedik..Belki de görmek istemedik.. Ne zaman duvarları aşmak istedik işte o an esir düştük imkansızlığa… İşte o zaman yenik düştük zamana.. Senle ben , hiçbir zaman “ biz “ olmayı başaramadık… Başaramadık işte.. Belki de seninle biz ayrı cephelerde savaşan iki kılıç ustasıydık… Kendimizi hep aramıza örülmüş hasrete kılıç sallar bilirken meğer biz kendi yüreklerimize kılıç sallamışız…
Hadi git sevgili.. Rüzgara karşı savaşmayı bırak… Hadi git.. Dağlar devrilmişken omuzlarıma, yalnızlık düşmüşken sokaklarıma git.. Git diyorum sana..Kapıyı biraz arala ve git.. Bana verdiğin ne varsa her şeyi topla ve git.. Bekletme ” seni” bekleyenleri… Bekletme kapımda beni sonsuzluğa gömecek yetim kelebekleri…Hadi git.. Her harfine ölümler beğendiğim adımı dudaklarımdan sökerek git.. Bana çıkan tüm sokakları sil adres defterlerinden.. Yaşayıp da kendi yüreğine bile ispat edemediğin bu sevdayı “ mutluluk bakiyelerden” düş gayri.. Gözlerime demir pervazlardan ölüm göz kırpıyorken durma git …
Hadi git sevgili… Adınla başlayıp adınla bitiremediğim cümleler kadar yalnız bırak beni.. Durma karanlıklarımda, durma hatıralarıma.. Git sadece.. Bırak hayat boyu sensizlik yerine ölümler diz çöksün ayak dibime… Bırak günahların dökülsün soğuk ellerinin gezindiği kücük avuç içlerime.. Hadi git sevgili.. Biz seninle rüya olmaktan öteye geçemedik.. Hiçbir zaman acıyı sırtlanıp mutluluğa gülümsemedik.. Hadi git…Dudaklarında daha fazla kanamasın pişmanlıkların. Daha fazla ağlamasın hatıraların.. Hadi git sevgili..
Hadi git..Çıktığın kapıdan ölüm gelsin ayak uçlarıma.. Bırak gözlerin mapusluğum, yüreğin sonsuzluğum olsun.. Hadi git… Durma sabahı olmayan karanlıklarımda.. Daha fazla üşütme ellerini karı, boranı eksik olmayan kışlarımda… Daha fazla bekleme yamalı cümlelerimde. Git diyorum sana.. Git.. Beni “ bana “ bırakma…Hadi kapıyı arala ve git.. Kapat tüm ışıkları.. Ve git hadi.. Çıktığın kapının ardından ölüm gelsin gayri..
Şimdi git…
Unut ismimi…
Unut yeminlerini….
Seni hiç sevmediğimi farz et…
Bu sevdayı hiç yaşanmamış kabul et..
Demir kapımı “ ölüme “ arala ve sessice git…
Git diyorum…
Sadece git…
Ardından ölüm gelsin ayak uçlarıma..
Sana kavuşmayı bilmese de ,
Seni severken “ ölmenin gururunu “ yaşasın bu yürek…
Çünkü; sen benim,

Ölüm ile hayat arasına çizebildiğim tek mutluluğumdun….
kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

Aşk üzerine, Kendim üzerine, Hayat ve Sevda üzerine Karalamalar

Orada biliyorum…

Ruhumu okşayan bir bakış war üzerimde…
Hissediyorum göremesemde…
Satır satır her heceyi inceliyor…
Baştan ayağa her noktada olabildiğince fazla kalıyor..
Ve çok etkili…
Her nokta özel bi anlam yüklüyor onun gözlerinden ruhuma…
O kadar özel ki, tüm benliğimde…
Ve sadece benim için…
Hindi gibi dolaşmaktan çekinmiyorum…
Göğsümü olabildiğince kabartıyorum…
Ve isteyerek…
Sonsuz bir gururla….
O benim diyemiorum benden kaçmasın diye…
Onu çok sewiyorum…
O kadar…
Çaldığım her nota,
Yazdığım her kelime,
İzlediğim her sahne,
Bütünüyle O…
O bende herşey,
Ve sanırım herşey bende biraz O…

————————————————— 

Ağlıyorummm…

Ağlamak istiyorum hıçkıra hıçkıra…
göz yaşlarımla boğulmak istiyorum …
Ve haykırmak dünyaya…
Tanrıya yalwarmak,.
Seni benden almasın diye…
O kadar mutluyum ki…
Susuyorum…………

Ve işte……
İlk kez ağlıyorum…
Çocukluğumdan bu yana ilk kez dökülüyor yaşlar gözlerimden…
Bu kez sinirden değil,
üzüntüden, kederden,
Ya da canım yandığından değil….
Mutluluktan…
Varlığının verdiği mutluluktan….

SENİ SEWİYORUM….

——————————————-

Güneş sönse…
Ay ışığı saçımı okşamasa…
Kıyamet kopsa…
Kör bıçakla bin bir parçaya ayırsalar da bedenimi…
Kalbim daima ellerinde…
Ve ruhum dudaklarından kanan bir su damlası…
Ellerim kenetlenmiş ellerine,
Kesip koparsalar bile daima seninle…

Balkondayım,
Derin bir nefes çekiyorum içime…
Bir daha, bir daha ve bir daha…
Kalbim kıpır kıpır…
Ve tuttuğun yıldıza bakıyorum..
Sana bakıyorum…
Gözlerinin içi gülüyor,
Seviniyorum…
Ve anlıyorum,
Neden seni çok sewdiğimi…

Seni çook sewiorum bitanem….

—————————————————————–

Bilmiyorum…

Bugün erken yumuyorum gözlerimi hayata…
Ama birden
neden bunca yıldır uyuyamadığım geliyor aklıma…
İnceden bir yaş akıyor gözlerimden…
Yanağımda donup kalıyor…
Silemiyorum…
Üzülüyorum..
Sorular…Sorular…Sorular…
Burası neresi?
Hangi yola saptık bilemiyorum..
Ama elin ellerimde ve hergün daha da çok sarıyor…
Hakediyor muyum bilinmez..
We günden güne daha da kuvvetleniyor bu bağ…
Bakışlarım daha da bir anlam kazanıyor..
Bitanem korkuyorum..
Sana alışıyorum…
Sonu ne, onu da bilmiyorum..
Ya da nereye gidiyoruz?
Doğru mu?
Yanlış mı?
İnan bi fikrim yok…
Ama şunu bil ki ben çok mutluyum….

————————————————————-

Bu su hiç durmaz

Sen hep kendine önlemler aldın,
Ben kendime yasaklar koydum,
Önümüzde barajlar war,
Bu su hiç durmaz…
Cicim aylarını anlatan bi şarkı gibi geliyo bana,
nedense…
Ya da öyle olmasını diliyorum…
Zaman geçti gitti..
Resimler sarartmaya çalışsada anıları,
Hala zihinlere kazılı….
Özlüyorum…….
Birini değil…..
Aşkı özlüyorum……

———————————————————————

Elimde şarabım, balkonda keyif yapıyorum…

yawaş yawaş yudumluyorum…
Rengarenk alazlanan mumlarımı da yaktım…
Hem bir şeyler yazıyorum hem de içiyorum….

Güzel bir pazar günüydü.
Temizlik günümün yorgunluğunu atıyorum şimdi..

Bir yandanda The Crow Soundtrack – It Can't Rain All The Time çalıyor…
Gerçi şu anki ruh halime Trademark'tan Only Love
ya da Vaya Con Dios'dan What's A Woman daha iyi giderdi ama…
Bu da enfess..

Bu arada hazır bu parçayı dinlerken kendime bir söz weriyorum..
Sewgilim yanımda olduğu anda bu şarkıyı dinleteceğim..
Ve kolundan tutup şarkı bitene kadar dans edeceğim…
Tam "It Can't Rain All The Time" dediği anda da onu doyasıya öpeceğim..
Sonundaysa son öpücüğü konduracağım dudağına…

 ——————————————————————-

Serin bir akıntı bu içimden geçen…
Tüylerim diken diken her nefesinde…
O kawurucu sıcakta beni serinleten…
Güneşin aydınlığına gerek duymadan
kendi kaynağıyla beni aydanlatan aşkım…
Yol gösteren aşkım…
Parmak uçlarımın hassasiyetine kapılıp
ıslak dudaklarını gezdirmen ruhumda…
İçim ürperiyor inan…
Sonsuz bir huzur eşliğinde…
kelimelerim bile yetmiyor anlatmaya hiç bir halini…
O kadar muhteşemsin ki….
Delilik saatlerimde sewiyorum seni…
Çünkü deliyim sana….

—————————————————————

istenmemek,
sewilmemek nedir
yaşadınız mı hiç?
hissettiniz mi bu duyguyu yüreğinizin derinliklerinde
en acı biçimde?
Reddedildi mi hiç sewgiyle uzattığınız kalbiniz,
ayaklar altına alındı mı alayla?
yüreğinizin etrafına gerdiğiniz dikenli telleri
kanatırcasına çekip çıkarıp
bir başka yüreğin girmesi için
kalbinizin kapılarını açtığınızda
o dikenli telleri kalbinize batırıp batırıp çekip gitti mi?
çocukluğunuzdan bu yana hep istenmemenin, dışlanmanın,
hor görülmenin acısını, ezikliğini,
sewgisizliğin o soğuk yoksunluğunu
duydunuz mu kalbinizde,
ruhunuzun en derinlerinde?
sewgiyi göremediğiniz, yaşayamadığınız,
sewilmediğiniz için
insanları daha fazla, daha fazla sewdiniz
ve yanlış anlaşılıp aşağılanıp hor görüldünüz mü?
oysa siz sewgisizliğin verdiği acı boşluğu,
o yoksunluk duygusunu bildiğinizden
başkaları da bu duyguyu yaşamasın diye
hep sewgi dolu bir yürek açmıştınız o insanlara değil mi?
ama sewgiyi dolu dolu yaşamış, hissetmiş insanlara
sizin sewginiz fazla yapışkan geldi oysa.
ya da siz sorgusuz, sınırsız bir sewgi sunduğunuzda
karşınızdaki bir menfaat umduğunuzu düşünüp
dirsek çevirdi..

sewgisiz büyümüş, sewgisiz yaşamış insanlar
kendilerine yöneltilen en küçük bir iyi niyet göstergesinde
aldıklarından, gördüklerinden
bin kat fazlasını vermek için uğraşırlar.
Ama ya reddedilir, ya aşağılanır
ya da kullanılırlar..
bunları nerden mi biliyorum ?
yaşıyorum, görüyorum..
Ama her ne olursa olsun
kıran, reddeden ya da aşağılayan insanlardan
asla ama asla nefret etmiyorum
edemiyorum..

çünkü biliyorum ki
onlar sewgiyle büyüdükleri
yaşadıkları için
sewgiyi özleyen birinin sewilmeye ve şefkate susuzluğunun
ne olduğunu bilemezler..
bu yüzden de sewgimizin ve şefkatimizin sınırlarını bilemezler..
tıpkı affediciliğimizin sınırlarını bilemeyecekleri gibi…
kırsalar da, reddetseler de, kullanmaya çalışsalar da
insanları sewiyorum..
herşeyden önce
"insan" oldukları için..
ve sewilmeye susuzluğun ne olduğunu bilemedikleri için
ben de onlara acıyorum !!!

————————————————————————-

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

Ya sen ya hiç!

Sen beni anlamıyorsun.
Beni, sevgimi, aşkımı.
Nerden mi biliyorum?

Biliyorum.
Çünkü beni anlasan, şu an yanımda olurdun.
Ve ben de tuz basmak yerine
gözlerinin ışıltısını,
sözlerinin fısıltısını basardım kalbime.
Aşkla yaldızlanırdı gözlerim, tenim…
Mutluluktan uçardım,
yanımda olduğun için deli divane olurdum.
Ama mutluluktan uçmak yerine ayrılık acısıyla,
yokluğunla sürünüyorum.
Kıvranıyorum acılar içinde…

Kalbimi en çok burkan acı; yokluğun, özlemin…
Başka hiç ama hiçbir şey değil.
Seni özlemenin ne demek olduğunu en iyi ben bilirim,
ayrılığın tadını da,
hasretin dibini boylamayı da…

Seninle beraberken yaşadıklarımızın verdiği
hazzı hiçbir şey vermiyor.
Şimdi bu anları seninle yaşayamamak
çok acıtıyor kalbimi.
Tarifini yapamadığım bir şeyler
ele geçiriyor duygularımı,
yiyip bitiriyor içimi sensizliği yaşadığım şu anlarda.
Seni sensiz yaşadığım anlarda…
Sensiz seninle…

Yokluğunun bıraktığı o acı tat,
kalbimdeki acı dayanılacak gibi değil.
Dayanılmıyor.
Dayanamıyorum.
İçimde bir yerler acıyor.
Keskin bir bıçak saplanıp saplanıp duruyor sanki içimde.
Kalbim kanıyor, durduramıyorum.

Bu yaşadıklarımın tek ilacının,
tek çaresinin sen olduğunu bilirdin
ve yanımda olurdun eğer beni anlasaydın…

Özlüyorum seni ama yakınmıyorum,
acı verse de seni sevmekten yakınmadığım gibi.
Çünkü kalbime senden başka hiç kimse
bu kadar yakışmadı.
Çünkü aşk denen o yoğun duyguları
senden başka hiç kimse
ama hiç kimse bana yaşatmadı.
Tüm bunlar adına yakınmaya hakkım yok diye düşünüyorum.

Sadece şunu söylüyorum:

Ben maviyim, sen gökyüzü;
ben denizim, sen dalga;
ben bedenim, sen can;
ben goncayım, sen gül.
Soruyorum:
dalgasız deniz, goncasız gül, cansız beden
ve de sensiz bir ben olur mu?

Benim 'ben' olmam için senin yanımda olman lazım.
Başka çaresi yok.
Sen de biliyorsun bunu.
Sen olmadan bu can yaşamıyor, bu kalp çarpmıyor…

Beni seviyorsan… Aşkı anlıyorsan…

Ya sen geleceksin ya sen geleceksin.
Yoksa eriyip gideceğim, ayrılığın, yokluğunun,
sensizliğin zindanlarında.
Gönlün razıysa buna; zindanlarda eriyip bitmeme, yaşadıklarımızı yok sayıp.
Tamam öldür o zaman beni.
Ama yok razı değilsen buna.
Gel…

Gel ki…
Ansızın dursun kalbim…
Seni görmenin sevincinden, mutluluğundan…

Yüzümde güller açtırdığın kadar,
yokluğunla şu an düşümde yüreğimde kördüğümsün.
Ne olur gel…
Gelip, beni sevsen ölür müsün?

Ansızın gel…

Ya sen gel ya sen!
Gelmezsen.
Ya sen ya hiç!

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

GİT BAŞIMDAN AŞKIM

GİT BAŞIMDAN AŞKIM

yoğun ve tedbirsiz çökerdi sevdan
sökülürdü duvardan tırnakları varlığının
taş bile gücenir
sabır bile dile gelirdi
sen inatla tutunurken
bir yürek coşkudan çatlar
bir derviş muradına ererdi
sen bıçak kadar keskin
ben sel kadar taşkınken

gölge etme aşkım
artık dokunuşu ve sesi
rengi ve soluğu olmayan
gölgemle sırdaşım

yorgun ve gelişigüzel yağardı sevdan
beslerdi özlemin sevgimi
yosun bile darılır
yağmur bile dize gelirdi
sen bir türlü dinmezken
bir yürek ümit biriktirir
bir damla gülden süzülürdü
sen sahil kadar dingin
ben dalga kadar azgınken

düş yakamdan aşkım
artık boşa akmaktan sıkkın
ve ardında bıraktığı kanıttan bıkkın
yaramı deşerek dökülür gözyaşım

sensizlik kurulurdu tahtına gecemin
sürerdi hükmünü Zaferinden emin
kahır bile hırslanır
kin bile aman dilerdi
sen ısrarla beklerken
bir yürek pas tutar
bir bulut yaslanırdı omzuna dağların
sen kül kadar dargın
ben volkan kadar kızgınken

çık aklımdan aşkım
artık hesaplaşma günü yakın
ve çarpılacak suratına
aklımda yarım bıraktıkların

canevimden sorgularla vururdu gerçekliğin
bozulurdu tılsımı gizemin
yemin bile çiğnenir
düş bile diş bilerdi
sen ayak diretip gitmezken
bir yürek yas tutar
bir garip sallanırdı ucunda yağlı urganın
sen kabullenirdin ayrılığı yılgın
ben yenilginin kederinden çılgınken

git başımdan aşkım
aşkın;
başımdan
aşkın….

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Sensizliğin ertesi sabahı…

SENSİZLİĞİN ERTESİ SABAHI

sensizliğin ertesi s@b@hı
düny@ yoku @rtık s@nki
s@nki hiç bir şey yoktu
bir @nd@ herkes çekilivemişti
yüreğim bile beni terk etmişti
h@y@llerim yoktu
rüy@l@rım yoktu
s@nki,s@nki hiç bir şey yoktu

bir ben k@lmıştım ort@d@
y@lnız y@ş@y@n @d@ mis@li
@ğ@çl@rım, onl@r d@ terketmişti beni
deniz d@lg@l@rını yüzüme vurmuyordu
korkuyordu belki de
çünkü @nlıyordu beni
yüzüme vur@c@ğı d@lg@nın
h@y@tımın sonu ol@bilceğini biliyordu

bir ben k@lmıştım ort@d@
n@d@s@ bır@kımış t@rl@ mis@li
kimse ekmiyor, kimse biçmiyordu
p@p@ty@l@r d@ @rtık çıkmıyordu
sensizlik v@rdı
uçsuz buc@ksız
o ne olduğunu bilmediğim
niye geldiğini bilmediğim sensizlik

bir ben k@lmıştım ort@d@
untulmuş bir sok@k mis@li
k@r@nlıktım
sok@k l@mb@l@rımı d@ yitirmiştim
beni gören yoktu
ne olduğumu bilen yoktu
k@r@nlık bir köşede
sessiz, sed@sız y@şıyordum
belki de y@ş@dığımı s@nıyordum

bir ben k@lmıştım ort@d@
çiğnenen bir gül mis@li
kokmuyordum @rtık
ins@nl@r@ b@h@rı müjdeliyemiyordum
bülbül bile beni terk etmişti
@nl@mımı yitirmiştim çünkü
çünkü ins@nl@r beni gördüğünde gülmüyordu
y@ d@ sevinç gözy@şl@rı dökmüyordu

sensizliğin ertesi s@b@hı
@nl@ @rtık sevgilim
ben ölmüştüm…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Yazıyorum çünkü…..

Böyle bir sayfa açtım çünkü bunu ilk olarak ablamda görmüştüm, o benim fikirlerinden ve iş kariyerinden en etkilendiğim kişi ve böyle bir site açmıştı kendisine kendini ifade ediyordu böyle ne kadar komik olduğunu düşünerek belkide ama hayatını bizim önümüze sermişti.ben buyum diyordu bu benim hoşuma gitmişti ve her konuda konuşması da beni etkiliyordu.düşündüm ve bende böyle bir sayfa açtım çünkü normalde dile getiremediğim ve getiremeyeceğim şeyleri burda paylaşmak istedim bende ne kadar komik görünüyor diye düşünüyorum beni nasıl eleştirecekler merak ediyorum ama yazıyorum kendimi ifade ediyorum..

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Yazıyorum çünkü…..

Böyle bir sayfa açtım çünkü bunu ilk olarak ablamda görmüştüm, o benim fikirlerinden ve iş kariyerinden en etkilendiğim kişi ve böyle bir site açmıştı kendisine kendini ifade ediyordu böyle ne kadar komik olduğunu düşünerek belkide ama hayatını bizim önümüze sermişti.ben buyum diyordu bu benim hoşuma gitmişti ve her konuda konuşması da beni etkiliyordu.düşündüm ve bende böyle bir sayfa açtım çünkü normalde dile getiremediğim ve getiremeyeceğim şeyleri burda paylaşmak istedim bende ne kadar komik görünüyor diye düşünüyorum beni nasıl eleştirecekler merak ediyorum ama yazıyorum kendimi ifade ediyorum..

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Benden Olanlar Onada Yakıştı…

Bir tanıdık sağ olsun, unuttuğum yaşanmışlıkları fısıldadı kulağıma. Eskişehir- Antalya arası, biraz aşk, biraz ekmek kavgası. Nasılda terli, tuzlu ve güzel bir yazdı. Eskişehir, Seyitgazi Mezarlığına gömüp bir aşkın kırıntılarını, yola çıktım gözüme kestirip Toros Dağlarını…
Böyledir hep, aşktan ne zaman kaçsam, beton gibi dikilir önüme. Sırıtır hafifçe, kandırılmaya meyilli gönlüme… Olur, mu, olmaz mı derken kapılıverdim yaz aşkı enstantanesine. Ne güzeldi kaçışlar, bakışlar, yüksek ısıda yanışlar. İkimizin de yaraları vardı biliyorduk. Öyle derinlerdeki, dikkatle bakınca izleri görebiliyorduk. Çivi çiviyi sökerdi böyleydi inancım
Aşkımı doğuran cesaretimdi cesaretimi doğuransa aşkım. Garip bir tavuk yumurta çelişkisi…
Ama onun doymazlığı ve korkaklığı görmezden gelinecek gibi değildi. Ezip de geçemiyordu gözünün önündeki örnekleri hayranlığı ve kuralları arasında tatlı ekşi duygular yaşıyor hata yapmamak adına harcıyordu güzellikleri. Cesaretsizliğin erteleyişlerinde bir ilişki başlayamazdı. başlamadıda…
Lekeleri ve bereleri kaldı kalbimde ve beynimde o lekelerle çok savruldum Antalya’nın beldelerinde…
Gönlündeki yaraların hançeri ve merhemi geliverdi bir gün yüreği iki heyecanı kaldıramayacaktı ve bir seçim yaptı zaten iklimini coğrafyasını enlemini ve boylamını hatim ettiği bir ülkesi vardı. Başka bir ülke keşfine cesareti olamazdı. keşfetmedide
Başlatamadığı gibi bitiremeyecekti. bitiremedide…
Ama ben yaşayamazdım başka bir aşkın gölgesinde zor oldu, çabuk oldu ve nihayetinde bitti

Şimdilerde ısmarlıyorum Antalya’ya gidenlere
1-Toros’un eteklerindeki umutlarımı,
2-Kale içindeki sevinçlerimi
3-Altın kum durağındaki gururumu
4-Konya altı plajı kumlarına karışmış aşkımı
5-votka şişelerinde kaybolan ayıklığımı
6-gözyaşlarımla tuz ve su oranını arttırdığım Akdeniz’deki yansımamı
7-otogarda unuttuğum inancımı
Görürseniz yolunuzun üstünde bir selamımı salın ve bırakın oldukları yerde
Akdeniz ve Antalya benden aldıklarıyla gözümde daha anlamlı…
Benden olanlar, onada yakıştı…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Benden Olanlar Onada Yakıştı…

Bir tanıdık sağ olsun, unuttuğum yaşanmışlıkları fısıldadı kulağıma. Eskişehir- Antalya arası, biraz aşk, biraz ekmek kavgası. Nasılda terli, tuzlu ve güzel bir yazdı. Eskişehir, Seyitgazi Mezarlığına gömüp bir aşkın kırıntılarını, yola çıktım gözüme kestirip Toros Dağlarını…
Böyledir hep, aşktan ne zaman kaçsam, beton gibi dikilir önüme. Sırıtır hafifçe, kandırılmaya meyilli gönlüme… Olur, mu, olmaz mı derken kapılıverdim yaz aşkı enstantanesine. Ne güzeldi kaçışlar, bakışlar, yüksek ısıda yanışlar. İkimizin de yaraları vardı biliyorduk. Öyle derinlerdeki, dikkatle bakınca izleri görebiliyorduk. Çivi çiviyi sökerdi böyleydi inancım
Aşkımı doğuran cesaretimdi cesaretimi doğuransa aşkım. Garip bir tavuk yumurta çelişkisi…
Ama onun doymazlığı ve korkaklığı görmezden gelinecek gibi değildi. Ezip de geçemiyordu gözünün önündeki örnekleri hayranlığı ve kuralları arasında tatlı ekşi duygular yaşıyor hata yapmamak adına harcıyordu güzellikleri. Cesaretsizliğin erteleyişlerinde bir ilişki başlayamazdı. başlamadıda…
Lekeleri ve bereleri kaldı kalbimde ve beynimde o lekelerle çok savruldum Antalya’nın beldelerinde…
Gönlündeki yaraların hançeri ve merhemi geliverdi bir gün yüreği iki heyecanı kaldıramayacaktı ve bir seçim yaptı zaten iklimini coğrafyasını enlemini ve boylamını hatim ettiği bir ülkesi vardı. Başka bir ülke keşfine cesareti olamazdı. keşfetmedide
Başlatamadığı gibi bitiremeyecekti. bitiremedide…
Ama ben yaşayamazdım başka bir aşkın gölgesinde zor oldu, çabuk oldu ve nihayetinde bitti

Şimdilerde ısmarlıyorum Antalya’ya gidenlere
1-Toros’un eteklerindeki umutlarımı,
2-Kale içindeki sevinçlerimi
3-Altın kum durağındaki gururumu
4-Konya altı plajı kumlarına karışmış aşkımı
5-votka şişelerinde kaybolan ayıklığımı
6-gözyaşlarımla tuz ve su oranını arttırdığım Akdeniz’deki yansımamı
7-otogarda unuttuğum inancımı
Görürseniz yolunuzun üstünde bir selamımı salın ve bırakın oldukları yerde
Akdeniz ve Antalya benden aldıklarıyla gözümde daha anlamlı…
Benden olanlar, onada yakıştı…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Bir tek MAVİ kaldı bende

Aşkımı verdim sana, yüreğimi verdim. Aşk sendin, sen yüreğimdin. Her atışı senin iki hecelik ismini fısıldardı. Kimse anlamazdı ama sen duyardın. hak etmiş miydin bunu? Böyle derin bir aşkla sevilmeyi hak etmiş miydin? geç kalmış bir soru bu… Nasıl hissettiysem öyle yaşadım ben aşkımı. Yüreğimi teslim etmemiş olsaydım sana, aşk olmazdı onun adı. Böyle yaşadım ben hep, sen beğensen de beğenmesen de… Hesaplı aşklar bana göre değil. “Ne verirsem ne alırım?” sorusunu soranlardan olmadım. Senin için attı yüreğim, bunu söylemekten de gocunmadım.
Umutlarımı verdim sana, hayallerimi verdim. Bir gelecek düşledim seninle hata mıydı? yarım aşkları, kaç-kovala oyunlarını, göstermelik dargınlıklları bırakıp bir kenara, bu günü dolu dolu yaşarken, yarına dair umutlar besledim. Hepsinde sen vardın, sensiz olmayacaktım. Bugünü de, yarını da seninle yaşayacaktım. Bu hayatta ne olacaksa iyi ya da kötü birlikte karşılayacaktık. Bazen bir türk filmi tadında, bazen gerçeğin tam ortasında yaşayacaktık. Birbirimize güç verecektik, hayata karşı direnme gücünü birbirimizden alacaktık.
Ruhumu verdim sana, bedenimi verdim. Olmadığın zamanlarda ruhumu bıraktım sana, yalnız kalmayasın diye. Çünkü sensiz olamazdı benim ruhum. İçimi sıkıntılar basardı. Müebbete mahküm bir hükümlü gibi bedenime tünel kazıp firar etmeyi düşündürdü hep. Bu yüzden özgür bırakırdım onu. Ve ruhumun gideceği tek yer her zaman senin yanındı. Ya bedenim? Gözlerim gördüğü hiçbir şeyi ayıramazdı sensizken. Ellerim sdokunmazdı hiçbir şeye. Yürümezdi bacaklarım senin olmadığın yollarda. Oysa sana her dokunuşum, yeniden doğuşu olurdu bedenimin. Yenilenir, arınır çıkardı karşına her zaman. Sevişmelerimiz bir ayindi benim için. Varsa bir sevda tanrısı, ona sunulmuş en güzel adaktın.
Hayatımı verdim sana. “Can” deseydin onuda alırdın benden. Gözümü bile kırpmazdım. Zaten aşk bu değil midir? Sevgiliye dokunduğun anda, “Ölsem umrumda bile olmaz” demek değil midir aşk? Bunu demiyorsan eğer neden yaşıyasın aşkı?
Bütün bunlar yetmedi sana biliyorum. Yetseydi eğer, şimdi bunları yazıyor olmazdım zaten.İsyan sanma bunları, ben hayatı kendimde arıyorum. Belkide küçücük birşey yeterli olacaktı herşey için.
Gönüllüydüm yoldan çıkmaya, çıktımda. Senin için değil kendim için yaptım bunları, sonunda acı olsada… Şimdi bir tek *mavi* kaldı bende. Bir tek onu vermedim sana…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

ya çek git hayatımdan yada geri dön bu sevdaya

belki yanlızlık benim içimi acıtan, belki bukaranlık sessizlik yazmak en iyisi belkide seni söküp atmak için yüreğimden olmuyor her defasında sevgi, özlem, hasret dolu kelimelerin kulağımda çınlıyor. bu ufacık yüreğim bir kuşun ki kadar heyecanla çarpıyor her defasında adını duymak bile yetiyor. yüreğim ama sen bu sevdayı kaldıramayacak kadar cesaretsizdin bir anda terk edip gittin hiç sormadın ne hallere düştüğümü ve şimdi yine yoksun hayallerim bırakmış beni yapayalnız seni çıkarıp atmak istiyor yüreğim içinden hak veremiyor yaptıklarına… neden diye defalarca sordu yüreğim neden! bunu hak edecek kadar sevmedim mi? bu acıyı çekecek ne yaptım diye ama her defasında cevap bulamadı… sende cevap veremedin… yavaş yavaş nefret etmeye başladı senden hiç hesapsızca hiç umarsızca sevmişken seni bu yanlızlığın hesabını veremedim veremedin… ve bitiriyoruz seni gurur duy kendinle bu ten artık kabul etmiyor seni her seferinde yüreğime hançer gibi dokunuşlarını… acıyor bedenim yanıyor dokunduğun her saniye ve hak etmiyor bu yüreğim acıyı her dokunuşun bir hançer ateş parçası… söyle kaçma bir kez daha hak ediyormuydu bu beden, yürek, gözlerim, sensizliği söyle ya tamamen çık git hayatımdan yada geri dön bu sevdaya…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

AŞKIMIN TARİFİ

Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor…

Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN…

Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok… Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin…

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

kör yansıma

duygular nasıl incitilir bilirmisin?nerden bileceksin son sayfamızı yaşıyoruz.şimdi eline sadece kara bir kalem almasın ve ben aldatıldım yazmalsı..Ne olur ağlama!!Bu eski bir yaprağın son cümleleri olarak kalmalı….

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Gidersen Duracak Yüregim…

Gidersen Duracak Yüregim…
Gidersen Duracak Yüregim…

Gidersen bahar asla gelmeyecek bu kente,hiç kesilmeyecek yağmur.Hep gri bulutlar,hep soğuk rüzgar.Yarını meşhul bir hayat,umutsuz günler.Biliyorum aşka dair her şeyde seninle beraber gidecek.Kimse senin yerini tutmayacak,kimse sen gibi bakmayacak,hiçbir şey,hiçbir kimse avutmayacak beni.Kuruyacak denizlerim,balıklarım ölecek.
Gidersen,ben asla eski ben olmayacağım.Hayat devam eder elbette,yaşamak denirse buna,yaşayacağım.Bir yanım eksik,kalbim kırık…Tarifsiz bir keder,hepsi birbirinin aynı olan saatler.Ne renkler parlayacak,ne çiçekler açacak.Yaptığım hiçbirşey zevk vermeyecek bana.Hiçbir film güldürmeyecek,ağlatmayacak.Hiçbir kadeh “şerefe” kalkmayacak,şarkılar susacak.
Gidersen,bir daha okuyamayacağım aşk öykülerini.Her aşkın sonu kötü bitecek benim için.Hiçbir sevgili mutlu olmayacak.Kıskanmayacağım bile.çünkü boş boş bakacağım hepsine.Aşka olan inancımı kaybedeceğim ve kendime olan güvenimi de…
Gidersen,senin gitmenin verdiği acıyla baş edemeyeceğim.Saçmalayacağım,
çıldıracağım.Her zamankinden daha sinirli olacağım.Hoşgörü duygum kaybolacak,en ufak bir olaya bile tahammül edemeyeceğim.Kıracağım herkesi,vefasız olacağım.Sonra
giderek terk edecek dostlarım beni.Ben kendi elimle uzaklaştıracağım onları.Derken,
iyice yalnız kalacağım birgün.Hem sensiz hemde arkadaşsız
Gidersen,çok kızacağım sana,arkandan lanetler yağdıracağım.Mutlu olmanı falan istemeyeceğim.Benim çektiğim kadar acı çekmen gerektiğini düşüneceğim.Benden olgun olmamı beklemem,olamayacağım.Çünkü kabullenmeyeceğim bir türlü bu gidişi.
“Durup dururken” diyeceğim,”Ortada bir şey yoktu”diyeceğim.Tüm suçu sana yükleyeceğim.En bencil halime bürüneceğim.Yaşadığımız her şeyi baştan sona düşünüp
aklayacağım kendimi.Görmeyeceğim kusurlarımı.Böylece aklım duygusu da uzun sürmeyecek.Sonra vazgeçeceğim seni suçlamaktan.Tutamayacağım yeminler edeceğim.”Birgün mutlaka geri dönecek ama bu kez ben onu terk edeceğim”diye…
Yapamayacağım şeyleri art arda sıralayacağım.
Gidersen,her gece sabahı edeceğim seni bekleyerek.Yorgunluk tüm hücrelerime yayılacak.Bir süre sonra görenler beni tanımayacak.Kimisi acısevgimekanı bakacak bana,
kimisi kendimi bu hale getirdiğim için kızacak.Umurumda bile olmayacak ne dedikleri.Birtek şey söyleyeceğim onlara,”Yüreğim o gittiğinden beri atmıyor…”
Sevgilim gidersen,bu yürek duracak

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

sen bana fazlasın ben sana eksik

Ne oldu bana böyle. Neden direniyorum. Neden beni istemeyen senin karşısında aman dileniyorum. Neden başka elleri tutmuyorum. Göz yaşlarımı neden kurutamıyorum. Her gece yatağa yattığımda neden ıslanıyor yastığım. Neden çıkmıyorsun aklımdan. Neden uyuyamıyorum geceleri. Şarkıları dinlemek neden yakıyor yüreğimi. Herkes gülerken ben neden ağlıyorum.

Küçücük bir yanılgıya düşüp sevgimin mantığımın önüne geçmesine izin versem belki de ölüm avuçlarının içine alacak beni. Ve aşkımın değil ölümün esiri olacağım. Neden bu hasret böylesine acımasızca yakıyor canımı. Neden susturamıyorum içimdeki çığlıkları. Neden kalbim, beynime hükmetmeye çalışıyor. Neden ben mantığımla kalbim arasında savaş veriyorum.

Ve ben böylesine yıkım yıkım yıkılırken sen neden bir kez olsun görmüyorsun beni. Neden gitmeme izin veriyorsun hayatından. Yada neden gönderiyorsun göz göre göre. Sözlerin yetmediği yerde suskunluğa bürünüyorum. Suskunluğum yüreğimde çığlıklar atarken ben yinede aşka direniyorum.

Ve sen git diyorsun. Küçücük bir umut bile vermiyorsun bana. Ve ben gidemiyorum. Neden beni istemeyen sana hayır bile diyemiyorum.

Adını koyamıyorum bu sevginin. Belki hiç sevmedin beni. Belki senin için geçici bir hevestim. Belki de benim yerimi dolduracak başka bir aşk çıktı karşına. Oysa ben, senin benden bu denli uzaklaşmanı sağlayacak hiçbir şey yapmadım. Vaktim bile olmadı seni kendimden uzaklaştırmaya.

Sen, veda etmeye bile zaman bırakmadan giderken şimdi böylece sessizden yine bana bakmalar kaldı ardın sıra. Adını koyamadım ama çok sonra anladım ki gidişin, bitişimmiş..

beklermiydin acaba benim gibi böyle özlermiydin? benim gibi yalnız hissedermiydin kendini onca kalabalıgın arasında? tekrar aramayacagını dönmeyecegini bildigin halde her gün her saat her saniye dönmesi için yalvarırmıydın Tanrı’ya? bir kere daha sadece bir kez daha doyasıya sarılmak için dualar edermiydin gecelerce? küçücük ama sacma bi umut besleyerek belki oda özler belki oda günün birinde sever dermiydin? benim gibi sesini son kez duymak için duymayacagını bilsende her dakika aramasını beklermiydin?

peki ben simdi istesem dönermisin? severmisin özlermisin yine eskisi gibi? keşke özlesen keske arasan sevsende böyle sebepsiz gitmesen…gidipte beni bu koskoca şehirde yapayalnız bırakmasaydın da gelseydin özledim seviyorum deseydin…deseydin de gitmeseydin…beni böyle gönlü buruk kirpikleri hep ıslak gözlerimdeki yaşla aklı hep sende bırakmasaydın…özletmeseydin…ne olurdu gitmeseydin? gidişin öyle zamansızdıki buna hiç hazır değildim…

ama biliosunki unutamadım cünkü bunu sen istemiştin…

Susuyorum susmalar düşüyor payıma nedense hep. Oysa konuşacak kaç birikmiş kelimem ver boğazımda. Yan yana getirsem o kelimeleri kaç cümle kurulur kahretmişliğime. Kaç şarkı, kaç roman, kaç film senaryosu yazılır kim bilir.

Off diyorum hayata. Oflamalarla gelip geçiyor zaman. Kendime dair tüm yüzleşmelerimde boğacak gibi oluyorum tükenmişliğimi. Sonsuz uçurumlara yürürken ezdiğim çiçekleri(kelimeleri) düşünüyorum. Düşündükçe çıldırıyorum. Çıldırdıkça kendimden geçiyorum.

Ah ben ah kafam. Kendime tükettiğim tüm cümleleri neden susturuyorum kan emici hayatıma karşı. Neden direniyorum suskunluğuma. neden kusmayı bilmiyorum sanki..

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

aşkın hikayesi..

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş.Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:

“Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;

Ben Ve Gecelerim Hep Seveceğiz Seni

Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin…

Bir gece daha başlıyor… Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor… Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.

Beni artık acılarımla baş başa bıraktı ağlamalarım. Gözyaşlarım bile beni terketti.Sen geldiğinden, sen olduğundan beri tüm herşey beni terketti. Ben de tükettim onları zaten. Evet artık geceleri uyuyamıyorum. Karanlıklar başlar başlamaz başlıyor kalbimin aglamaları.Önceleri onları dinlemeye, onlara ses vermeye çalışıyordum. Farketmiyormuşum gibi davranıyordum. Sırf o
karanlık geceyle yüz yüze gelmemek için.

Biliyordum o yalnızlığı yaşamam gerekiyordu. Bir insan arıyordum yanımda, geceyi bana unutturacak.

Onun iyi, güzel ve çirkin olması da önem taşımıyordu. Yeter ki olsun yanımda. Olsun ki gece üzerime üzerime gelmesin. Yanımda birini görüp vazgeçsin benden.Veya yanımda birileri olsun da unutayım istiyordum SENİ. Biliyordum ki geceyle yüz yüze kaldığım zaman Sevda dışında bir şey olmayacaktım. Sonra, sonra bu dönem de kayboldu. Yalnızlığı arayan, yalnızlığa özlem duyan oldum.O karanlık gecelerin ıssızlığına gömülmekten kaçamaz oldum. Çünkü onlar da seni buluyordum. Çünkü bana gündüzlerin veremediğini veriyordu geceler SENİ…

Gündüzlerde yoktun, aydınlarda yanımda yürüyen değildin. Ama geceleri öyle miydi? Geceleri yüreğimde yürüyordun ve ben adımlarında yaşayandım. Artık uyuyamıyorum. Hem de hiç mi hiç Ne kadar çabalasam da olmuyor. Bir garip ağırlıkla kah seni bekleyerek kah gelmeyeceğinden emin olarak geçiriyordum saatleri.

Seni yaşıyordum. Gecelerde yüz yüze kalıyorduk seninle.Gece vefalı, fedakar bir anne gibi kucağına alıyor beni sabaha kadar götürüyordu. Zaman akıyormuydu, geçiyor muydu bilen değilim. Hiçbir zaman da bilen olmadım. Bu yaralarla, bu kanıma işleyen aşk yangınlarıyla sabaha nasıl kül olmadan varabiliyordum? Bilmiyorum gerçekten. Yanmaktan ateş olduğum bu gecelerde beni tüketmeyen neydi?Sevgin mi? Beni evirip çevirip kora getiren söndürmeyen neydi?Bağrımdaki yangından neden yok olmuyordum? Beni sabaha vardıran geceler miydi yoksa?

Geceler Benim gecelerim…. Senin gecelerin… Seni yaşadığım Geceler. Gönlümde bir derin yarasın sen! Bu gecelerde de çok şey istedim bir şeyler yapabilmeyi. Elime çoğu kez kalem kağıt alıp seni yazmayı istedim. Olmadı ama.Kalbim seninle öylesine doluydu ki her hareketim sönük kalıyordu. Ben çaresizliği kapılıp gidiyordum. Ne yaptığımı bilmiyordum. Saatlerce, saatlerce oturup seni düşünüyordum. Kalbimde bastırmaya çalıştığım duygularıma ilk olarak geceleri yaşama hakkı veriyordum. Herkesten gizlemeye çalıştığım o korları gecelere çıkartıyordum sanki. Gecelerden saklamıyordum hiçbirşeyi. Gecelerle paylaşıyordum, ve geceler sarıyordu beni. Beni alıp sensizliğin okyanusunda boğmuyordu. Beni sensizliğin zirvesinde, en uç noktasında aşkın sonsuzluğuna götürüyordu.

Artık bu geceleri sevmeye başlıyorum. Bana seni getiren geceler…Benim gecelerim onlar…Benim senlerim benim yalnızlıklarım, benim aşklarım diyebildiğim gecelerim.Evet artık uyuyamayan, ağlayamayan gözlerime ağlamıyorum. Gecelerimi de feda ediyorum sana. Gündüzlerde söyleyemediklerimi gecelerde haykırıyorum. Ve uçsuz bucaksız seviyorum seviyorum SEVİYORUM.

Artık uyuyamıyorum, evet. Uykular haram oldu bana senden sonra. Hem nasıl uyuyabilirim ki? Gözlerin var artık gecelerimde, senin gözlerin senin karanlık gözlerin.. Hiç görmediğim gözlerin…. Sanıyorum ki artık sana yalnız ben değil, geceler de vurgun! Beni böylesine koynuna alışı, karanlığında bunca aydınlatması neden? Evet sen öyle güzel, öyle güzelsin ki, geceler de seni sevdi.Öyle ki sana ihanet edip de seni yaşamıyormuşçasına uyumaya, gözlerimi yummaya çalıştığım zaman hemen giriveriyorlar içime ve seni getiriyorlar bana. Gözlerimi öyle bir açıyorlar ki bir dahasına kapayamıyorum bile…

Ve ağlayabilmeyi diliyorum bazı geceler. Bunu gecelerden sonsuza diliyorum. Ağlasam, doyasıya hıçkırırcasına ağlasam belki seni bir parçacık olsa unutur ve kendi içime gömülür birazcık gözlerimi yumabilirim diye düşünüyorum. Sabahları uykuda yakalayan olmaktan çıkıp, sabahları uykuda bulunan olmak istiyorum. Bunun için istiyorum ağlayabilmeyi. Sana olan özlemimi, içimde bir dağ kadar ululaşmış hasretini belki bir parça dindirebilirim diye düşünüyorum. Belki seni birazcık gömebilirim de yüreğime, rahatlarım diye umuyorum olmuyor.

Ağlamaya çalışıyorum, ağlamalarım bana isyanlar ediyor. Geceler bana bu isteğimi vermiyor. Ne zaman ağlasam yalnızca ve yalnızca bir iki gözyaşı olup kalıyorsun gözlerimlde. Gözlerimde donan birkaç damla yaş oluyorsun, o yaşları da sarıyor geceler. O yaşlarla birlikte alıyor yanına geceler beni… Geceler unutmamı istemiyor seni, geceler bana ihanet ediyor. Geceler senden yana sevdiğim, geceler seni yaşamamı istiyor. Sözümü dinlemiyor….

Güneşi özlediğim oluyor arada bir. Yeter diyorum bunca yıldızla arkadaş olduğum. Seni unutup da yıldızları gördüğüm anlar olursa tabii. Beni böyle gördükleri zaman anlamıyor insanlar. Nasıl böyle saatlerce kalabildiğimi sorup duruyorlar. Böyle tüm dünya uyku içindeyken benim nasıl karanlığın içinde bakışlarımı dayattığımın sırrını anlamıyorlar. Ve onlar bilmiyorlar ki içim bir kordur…Tüm dünya, tüm tabiat susmalarda ve uykulardadır belki ama benim yüreğimde gizlenmektedir tüm dünya… Ben içime tüm insanları,,, tüm milyarları almışım. Farkında değiller. Herkesi ve herşeyleri sığdırmışım içime. Bir sen sığmıyorsun, bir seni sığdıramıyorum kalbime, bilmiyorlar…Ve senin uzaklığın, ve senin gece kadar olan uzaklığın… Bana öyle uzak öyle yabancısın ki sevdiğim, seni senden istemeye korkuyorum. Geceleri bu yüzden seviyorum. Seni sevmeme engel olmuyor, seni bana getiriyor… ve seni gecenin karanlığında buluşumdandır seni gündüzleri istemeyişim. Evet sevdiğim bana her şeyden ve herkesten uzaksın. Herkesin yaşamına giriyor, her şeyi paylaşıyorsun insanlarla… Ama bana gelmiyorsun. Ama ama sitem bile etmiyorum… Sana söyleyecek söz bulamıyorum. Söyleyecek bir şeyler arasam ve bulsam biliyorum geceler alır onu elimden, dilimden de. Sana söyleyeceklerimin hesabını yapsam sabahlar buna izin vermez. Ve ben seni yaşıyorum. Olsa olsa sana BU SEVGİYİ YAŞA diyebilirim.Gel birlikte yaşayalım demeye dilim varmaz. Geceler bunu bırakmaz yanına. Kaybettiğim değilsin. Ben seni hiç yitirmedim. Çünkü içimde taşıdığımdın hep. Benden bir parça oldun sen. Ben kendimi yitirmediğim sürece sen de kaybolmayacaksın.

Evet, seni anlamakla, seni yaşamakla, seni sevmekle geçirdiğim bu gecelerde, sabahladığım bu gecelerde, benden çok uzaklarda bulunan sana uykularında bir rahatlık veriyorsa sevdam, ne mutlu bana. Gecelerim…Sarın yaralarımı geceler demiş bir şair.. Beni bu geceler mahvetti desem haksızlık mı ederim onlara. Beni sen mahvettim desem yalan olur bu. Ama beni bu geceler, geceleri de bana musallat eden sensin. Senin sevdanla başladı gecelere sevda yazmam. Sevda masalı okumam bundandı. Ben bu gecelerde tüm karanlıkları dağıtabilirim. Bana hüzünlerini, bana acılarını ver sevdiğim. Ver ki senin acılarını da ortak edeyim gecelerime. Ver ki gecelerle kavgalı olayım. Şimdi seni getirdikleri için onlara ses bile çıkarmıyorum. Sen yaşadığımsın, yaşatanımsın. Sevdamsın sen… Belki ben anlatamıyorum ama geceler bu sevdaya şahittir. Çünkü artık onlarda bu aşka ortak oldular. Belki benden bile çok seviyorlar seni. Ben seni hiç mi hiç gözlerimle bitirmek istemedim. Ve gecelerin içinde, gecelerle birlikte hep sevdim seni…VE HEP SEVECEĞİM…

Ne kadar birlikte olamayacağımızı bilsem de Ben ve Gecelerim Hep seveceğiz seni…

kategorize dışı kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.